KURALLAR, BAYRAMLAR VE UTANGAÇLIKLAR...
Güneşli bir bahar günüydü. Milli bayram olmalıydı, 23 Nisan Çocuk Bayramı. Bayramlar bir başka güzel, bir başka heyecandı Eskiyere Köyü Yetiştirme Yurdu'nda.Misafirler demekti, şeker, leblebi demekti.
Lacivert renkli orlon kazağımın önünü cep yapmış, içine konulan akide şekeri, leblebi ve fıstıkları yiyordum. Biraz önce Burdur'dan gelen liseli abla ve abiler dağıtmıştı leblebi, şeker ve fıstıkları, ceplerim küçük ve yırtıktı, kazağımın önünü cep yapmıştım, daha çok leblebi, şeker konulur diye.
Ne güzeldi ikindi güneşi leblebi ve şekerle birlikte. Yurdun gri duvarına sırtımızı dayamış dağıtılanları yiyorduk.
Bayram, leblebi ve fıstık...
Yine bir minübüs... Liseli ablalar, abiler iniyordu. Donakaldım. Cep yaptığım kazağımı tutan ellerim çözüldü, bırakıverdim kazağımı, döküldü akide şekerlerim, leblebilerim yere. Yerdekileri topluyordu üşüşen çocuklar. Ablamın lise arkadaşı Ayşe Soysal Abla inmişti minübüsten. Utandım. Kapattım ellerimle yüzümü. Neden utandım bilmiyorum. Çocuklar utanmayı bilirler, niçin utandıklarını bilmezler. Nedensiz utanır çocuklar, büyükler nedenini bilerek...
Sorgulamaz çocuklar, sorgusuz sualsizdir utanmaları.
Kaçamadım. Kaçamazdım, ardımızda uzunca gri renkte bina duvarı. Duvarlar engeldir, sınırdır aynı zamanda, hapseder insanı, çırılçıplak bırakır.
Yüzümü kapattığım parmaklarımın arasından gördüm, Ayşe Abla bana doğru geliyordu. Kaçamağım yoktu. Geldi, sorular sordu, donuktu bedenim, soğuk ve titrekti yanıtlarım.
Başımı okşadı, sarıldı bana; bitmişti donan zaman, gittiler. Sessizlik bürüdü ortalığı, batmaktaydı ikindi güneşi, yalnızlığıma döndüm, şekerlerim, leblebilerim de yoktu, yere dökülmüştü, sanırım içimi ısıtmıştı sevgi. Şekeri, leblebiyi tatlı yapan belkide verenin sevgisiydi.
Sevgiyi bir sonraki bayrama beklemeliydim, nereden, ne zaman, nasıl ve kimden geleceği belirsizdi, tarifsizdi, tarihsizdi sevgi.
13 Şubat 2022
Kartal/İstanbul
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder